Bugun...
SON DAKİKA

Tedarik zinciriniz Corona testinden geçebilecek kadar dayanıklı mı?

 Tarih: 20-03-2020 11:16:00  -   Güncelleme: 20-03-2020 11:23:00
Prof. Dr. Avni Zafer ACAR

 

 

Çin'in Wuhan şehrinde 23 Ocak’ta başlayan Corona virus salgını, Hubei eyaleti merkezli olarak 80.000 kişiden fazlasına bulaştı. Her ne kadar alınan önlemler ve yoğun tedavilerle birlikte yeni vaka sayısında önemli ölçüde azalma görülse de iyileşen hastaların virüse karşı bağışıklık kazanmadıkları yönünde bilgiler, koruyucu bir aşı geliştirilene kadar vaka sayısının artabileceği anlamına geliyor.

 

Hastalık hızla yayılıyor. Ancak hastalığın insan maliyeti üzerinde yoğunlaşırken, bunun daha geniş ekonomik ekosistemi nasıl etkilediğine ve uzun vadeli iş etkileri potansiyeline de bakmalıyız. Özellikle küresel ihracatın yaklaşık %13’ünü karşılayan Çin’de ortaya çıkması ve üretim faaliyetlerini kesintiye uğratması dünyadaki tedarik zincirlerini ve üretim çabalarını önemli ölçüde bozduğu artık açıkça görülmeye başlıyor.

 

11 Mart 2020 tarihinde Fortune dergisinde yayınlanan bir makalede ABD merkezli Tedarik Yönetimi Enstitüsü’nün (Institute of Supply Management) yayınladığı bir rapora yer verilerek Enstitü üyesi firmaların %75’inin Corona Virüsüyle ilişkili taşımacılık kısıtlamaları nedeniyle tedarik ve kapasite problemleri yaşamakta oldukları bildirilmiştir.

 

Resmen açıklanan bu verinin bu yazının yayınlandığı tarihten yaklaşık bir hafta öncesine ait olduğuna dikkatinizi çekmek isterim. Bu durum Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından pandemik (küresel salgın) olarak etiketlenen bu problemin küresel ekonomi üzerindeki etkilerinin ne denli büyük olabileceğini göstermektedir.

İlgili makaledeki açıklamalarda termin sürelerinin iki katına çıktığı ve girdi eksikliğinin stok seviyelerini kritik düzeyde etkilediğine vurgu yapılmaktadır. Ayrıca üye işletmelerden %60’ı Çin kaynaklı siparişlerini teslim alamadıklarından ve hatta bilgi bile alamadıklarından şikayet etmektedirler. 

Oysa biz derslerimizde tam zamanında üretim ve dağıtım ile idealize edilmiş sıfır stokun nimetlerini ne de güzel ballandıra ballandıra anlatıyorduk, değil mi?

Bu kriz çok şeyi değiştirecek deniyor ya..!

Evet..!

Bundan sonra verdiğimiz lojistik ve tedarik zinciri derslerinin içeriğini de değiştireceği artık su götürmez bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

Çuvaldızı kendimize batırdıktan sonra şimdi sıra iş dünyasına geldi. Corona virüs salgını için hazırlık yapmak için artık çok geç, ancak gelecekteki tedarik zinciri kesintileri için şimdi planlar yapabilir ve kafamızı kuma gömmek yerine acı gerçeklerle yüzleşerek yapmamız gereken eylemlere geçmeye başlayabiliriz. Çünkü tarihe baktığımızda bunun sınırlar ötesine taşan salgınlara bağlı ilk kriz olmadığını görmekteyiz.

 

* O zaman neden tarihten ders almayıp aynı hataları yapmaya devam ediyoruz?

* Daha çok kazanma isteği mi?

* Kurumsal bilgi eksikliği mi?

* Risk değerlendirmesinin doğru yapılmaması mı?

* Yoksa belli bazı düşünce kalıpları çerçevesinde yazılan ders kitaplarıyla aynı şekilde eğitilen yöneticiler mi?

 

Yakın tarihteki krizlerden birisine tekrar bakmamız değil Covid-19 örneğindeki gibi küresel bir kriz, yerel gibi görülen bazı krizlerin bile nasıl küresel etkileri olabileceğini hatırlamamıza yardımcı olacaktır. Mart 2011’de Fukushima’da meydana gelen deprem ve ardından görülen tsunami sanırım hepimizin hafızasındaki tazeliğini korumaktadır. Ancak birçok uluslararası işletmenin tedarik zincirlerindeki zayıflık nedeniyle çektiği acıyı muhtemelen pek azımız bilmektedir.

Şöyle ki tıpkı Fukushima örneğinde olduğu gibi günümüzde de işletmelerin birçoğu birinci düzey tedarikçilerine odaklanırken dünyanın uzak diyarlarındaki belki üçüncü düzeydeki tedarikçilerinin başına gelenlerden haberleri olmamaktadır. Ancak bu bölgelerde ortaya çıkan krizler nedeniyle aksayan tedarik etkisini genişleterek ana üreticileri de vurabilmektedir.

 

Diğer taraftan çok fazla sayıda ara mamul ve bileşenle üretim yapan bazı sektörlerde tedarikçiler içerisinde bazı kritik olanlardan akan ürün akışının kesilmesi kanaldaki her iki firmayı birden oldukça yüksek düzeyde olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Bu çok sayıda tedarikçiden bazılarının kanalın müşteriye daha yakın kesimdeki işletmeye olumsuz etkisi bir iki gün içerisinde ortaya çıkarken bazılarının etkisi ise çok geç hissedilebilmektedir. Dolaysıyla tedarikçi ilişkileri kurulurken riski en aza indirecek şekilde sistematik ve stratejik bir yaklaşım sergilemeleri gerekmektedir.

 

Bu hususları sıralamadan önce halen içinde yaşadığımız zor günlere geri gelelim. Bilindiği üzere Çin, sadece küresel üreticilerin daha düşük maliyetli üretim için seçtikleri bir üretim üssü değildir. Aynı zamanda özellikle elektrik, elektronik ve dijital teknoloji alanında irili ufaklı birçok ara mamul üreticisine de ev sahipliği yapmaktadır. 2 Şubat’a kadar uzayan Çin yeni yıl tatili sonrasında devam eden karantina sürecinin ardından bu firmaların çoğu halen üretime geçmemiş ya da çok kısıtlı kapasiteyle üretime geçmişlerdir.

 

Bilindiği üzere belli bir sektörde faaliyet gösteren firmalar aynı kaynak havuzundan beslenirler. Dolayısıyla bu kaynak havuzundan girdilerin tedarik edilebilmesi stratejik düzeyde önemlidir. Bu tedarik kanallarında ortaya çıkacak kesinti ve gecikmelerin yaratacağı risk ise bazı işletmeler için katlanılamaz düzeyde olabilir.

 

Bu nedenle tedarik zinciri yöneticilerinin kendi üretim kapasitelerini optimize etmek ve üretimin en ekonomik ve kesintisiz şekilde sürdürülmesini sağlamak için zincirdeki zayıf halkaları tespit etmesi ve bu noktalardaki riske karşılık destekleyici alternatif tedarik hatlarını açık tutmaları hayati öneme sahiptir.

 

Haydi, gelin her bir birinci düzey tedarikçiniz için şu soruları soralım: 

 

* Gerçek stoklar, tedarik zincirinde rapor edilen rakamlardan sürekli olarak daha düşük ya da daha yüksek midir?

* Tam zamanında dağıtım yetersiz düzeyde mi?

* Tam zamanda dağıtımı aksatabilecek iklim, coğrafya ve mesafe kısıtları var mı?

* Tedarikçinin siparişi yerine getirme hızı ve doğruluğunda tutarsızlıklar var mıdır?

* Hızlandırılmış siparişlerin hacminde ve maliyetlerinde artış var mıdır?

* Boşa bekleyen envanter kalemlerinin hacim ve maliyetlerinde artış var mıdır?

* Müşterilerden geri dönen ürünlerin hacim ve maliyetlerde artış var mıdır?

* Gereksiz bir şekilde yeniden stoklanan ürünlerin hacim ve maliyetlerinde artış var mıdır?

 

Bu ve benzeri sorularla zayıf halkaların tespit edilmesinden sonra tedarik boru hattında yer alan bu firmalardan gelen akış kesildiğinde işletmenin ne kadar zaman sonra müşteri taleplerini yerine getiremeyeceği veya tersinden bir soruyla ne kadar daha hayatta kalabileceği ve bu süre zarfında alternatif tedarikçilerin devreye alınıp alınamayacağı, ardından müşteri taleplerini tekrar karşılamaya başlayana kadar ne kadar süre geçeceğini çok iyi analiz edilmelidir.

Hayatta kalma ve kendine gelme süreleri doğru bir şekilde tespit edildikten sonra talep ve tedarik dengesini sağlayacak şekilde stratejik planlara ithal edilmesi ve ardından satış ve operasyon planlarına geçirilmesi gerekmektedir.

 

Şimdi bu akademik tavrın dışına çıkarak tekrar acı gerçeklerle yüzleşelim..!

 

* Özellikle uluslararası tedarik zincirleri üzerinde yer alan kaç işletmemiz hayatta kalma ve kendine gelme sürelerini stratejik planlarına geçirmişlerdir?

* Ana tedarikçilerinin kanalında bir kesinti olması durumunda devreye alacakları alternatif planları var mıdır?

* Alternatif satıcıları tedarik zincirine ekleme esnasında geçecek zaman ve bunun maliyeti bilinmekte midir?

* Serbest piyasa ekonomisi anlayışı ile plansızlığı birbirine karıştıranlar bu sorumu garip karşılayabilirler ama merak ediyorum İstanbul gibi bir mega-kentin kaç günlük yiyecek stoku bulunmaktadır?

 

Üstelik aynı zamanda deprem açısından da risk altında bulunan, nüfusunun yaklaşık olarak %20’sini barındıran, üretim ve tüketim merkezi olan ve ülke ekonomisini adeta sırtlayan bir mega-kentten bahsediyoruz. Dolayısıyla mevcut işgücünün sağlığının korunmasının ülke ekonomisi için de elzem olduğu bir noktadayız.

 

Bu nedenle yiyecek ve kritik hijyenik ürünlerde mevcut stok seviyesinin bir şekilde bilinmesi ve kriz anında kendine gelme süresini kısaltacak stratejik bağlantıların önceden sağlanmış olması hepimiz için faydalı olacaktır.

 

Ancak kriz sonrası için geçerli olmak üzere üretimin ülkenin diğer bölümlerine doğru yaygınlaştırılması için gerekli planlamaların yapılmasının önemi ilgili kişilerce anlaşılmıştır diye düşünüyorum.

 

Bu serbest stil fikir akışının üzerine konuyu yine akademik yaklaşımla bağlayarak tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirmek için yapılması gerekenleri aşağıdaki birkaç madde çerçevesinde özetleyebiliriz:

 

* Riski anlayın ve hesaplayın.

* Başlangıçtan itibaren daha açık olun ve güvene dayalı bir ilişki yaratın

* Faaliyetlerinizi uzun dönemli stratejik bir bakış açısı çerçevesinde planlayarak icra edin.

* Hayatta kalma ve kendine gelme gibi kriterler üzerinde detaylı analizler yapın.

* Strateji ve uygulamalarınızı alınan dersler çerçevesinde geliştirin ve güncelleyin.

Sağlıklı ve aydınlık günlerde görüşmek dileğiyle.

Prof.Dr. A.Zafer ACAR

  Bu yazı 764 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLANAN HABERLER
  • SON YORUMLANAN VİDEOLAR
YUKARI